13 Haziran 2026 Cumartesi

Maru.Derm Vitamin C Daily Glow Serum İncelemesi: Cilde Işıltı Veriyor mu?

Maru Derm Vitamin C Daily Glow Serum inceleme ve kullanıcı yorumu

Cilt bakımında son yılların en popüler içeriklerinden biri hiç şüphesiz C vitamini. Daha aydınlık, canlı ve eşit tonlu bir cilt görünümü isteyenlerin bakım rutinlerinde mutlaka yer verdiği bu içerik, antioksidan özelliği sayesinde çevresel faktörlere karşı da koruma sağlamaya yardımcı oluyor. Son dönemde kullandığım ürünlerden biri olan Maru.Derm Vitamin C Daily Glow Serum hakkında deneyimlerimi ve ürünün özelliklerini detaylı olarak paylaşmak istiyorum.

12 Haziran 2026 Cuma

Maru.Derm Glycolic Acid %7 Toner İncelemesi: Ciltteki Pürüzler ve Kararmalar İçin Etkili mi?


Son yıllarda cilt bakımında en çok konuşulan içeriklerden biri glikolik asit oldu. Özellikle pürüzlü cilt görünümü, batıklar, cilt tonu eşitsizliği ve koltuk altı kararmaları gibi sorunlarla mücadele edenlerin bakım rutinlerinde glikolik asitli ürünler sıkça yer almaya başladı. Bir süredir kullandığım Maru.Derm Glycolic Acid %7 Toner hakkında deneyimlerimi paylaşmak istedim.

L’Oréal Paris True Match Fondöten İncelemesi: Kuru Ciltler İçin Gerçekten İyi mi?




Fondöten seçimi makyajın en önemli adımlarından biri. Özellikle kuru cilde sahipseniz hem doğal duran hem de gün içinde pul pul görünmeyen bir fondöten bulmak oldukça zor olabiliyor. Uzun zamandır kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerden biri olan L’Oréal Paris True Match Foundation hakkında deneyimlerimi paylaşmak istedim.

Bioderma Photoderm Güneş Kremi İncelemesi: Kuru ve Hassas Ciltler İçin Gerçekten İyi mi?

Güneş kremi kullanımı artık sadece yaz aylarıyla sınırlı değil. Cilt sağlığını korumak, lekelenmeyi önlemek ve erken yaşlanma belirtilerini azaltmak için yıl boyunca güneş koruyucu kullanmak gerekiyor. Son dönemde en çok tercih edilen ürünlerden biri de Bioderma Photoderm güneş kremi serisi. Peki Bioderma Photoderm gerçekten beklentileri karşılıyor mu?

24 Ağustos 2025 Pazar

Tip 1 diyabet ile geçen 3 yıl

 





Herkese merhabalar, Kızımın tip1 diyabet oluşunun 3.  Senesindeyiz 🥹 Nasılım diye sorarsanız kafamın içini dinlemezsem iyiyim.

7 Ocak 2024 Pazar

Tip1 diyabet ile yaşam

 




Herkese Merhaba 

Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya başladım. bloğu çok seviyorum fakat yazmaya zaman bulamıyordum. Yaklaşık bir buçuk yol önce kuzum tip1 diyabet hastalığına yakalandı. Şimdi 5 buçuk yaşında 

10 Kasım 2022 Perşembe

Güneş alerjisi artık kalmadı. Güneşe çıkarak yendim



 Yaz kış sürekli güneş kremi kullanan ben bu yazıyı yazmasam olmaz. Bu alışkanlık bende lise çağımda edindi. Sürekli kullanmaya çalışırım ki hassas cildim kızarmasın. 

9 Kasım 2021 Salı

Eskişehir Gezimiz- Mutlaka gidilmesi gereken yerler

 

Merhaba bugün size Eylül ayında gittiğimiz Eskişehir ziyaretinden bahsedeceğim. İki günlük güzel bir gündü. İstanbul'dan 3,5 saate gittiğimiz bu yeri biz çok beğendik ve sevdik.

İki gün doyasıya size yeter. Gezilecek çok güzel yerleri var. Eskişehir'in insanlarına, caddelerine temizliğine hayran kaldım. Bana orada yaşar mısınız deselerdi kesinlikle yaşayabilirdim.

İlk durağımız meşhur Odunpazarı evleri oldu. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra kentin ilk yerleşim yeri olan tarihi Odunpazarı evlerini görmeye gittik. Osmanlı mimarisini yaşayacağınızgüzel bir yer. Evlerin çoğu müze, otel, kafe, restoranlara dönüştürülmüş. Mutlaka oturup kahvenizi için. Bizim iki yerinde duramayan çocuklarımızdan dolayı öyle keyifli bir oturmamız olmadı. :) Yine bu bölgede bir sürü görebileceğiniz müzeler var. Lületaşı müzesi, Alaaddin Camii, Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Odunpazarı Modern Müze ve yukarısında bulunan Şelale parkı mutlaka görmelisiniz. Biz gün batımında oraya çıktık çok keyifliydi.



Alışveriş meraklıları için bir sürü seçenek var. Lületaşı hediyeliklerden magnetlere çeşit çeşit seçenekler var. Çoğu kişi evlerinin önüne el emeği hediyelik eşyalar koymuş. 

Karnınız acıktıysa mutlaka Eskişehir'de yenmesi gereken kıymalı çibörek yemelisiniz. Biz bölgedeki restoranları da gezdiğimizde genel olarak menülerde Balaban köfte, nöbete, kuzu sorpa, kıygaşa gibi seçeneklerde var. 

Birinci Günümüzü Porsuk Çayı'nı görerek bitirmek istedik ama ne yazık ki çok kötü durumdaydı. En üzüldüğüm taraf bu oldu. Bakımsız ve su yoktu. Hayalim burada gondola binmekti. Ama nerde kenara çekip üzerini örtmüşler, çok kötü durumdaydı.
Sazova Parkı baya büyük ve gezilebilecek yer olduğundan ertesi güne bıraktık. 

Sabah kahvaltıdan sonra buraya doğru yola çıktık. Biz araba ile gittiğimizden ulaşım hakkında bi fikrim yok. Masal Şatosuna, Korsan gemisine, Akvaryumdan bilim müzesine kadar her şeye bayıldık. O kadar temiz ve bakımlıydı ki içimiz rahat bir şekilde gezdik. Özellikle kızım Masal Şatosu hayali kurarak gitti ve çok eğlendi.
 
Yılın belli dönemlerinde içinde bulunan gölet sportif aktivitelere yer veriyormuş. Biz sabah 10 gibi gittiğimizden midir Eylül ayından mıdır bilemiyorum. Kalabalık değildi ve çok güzel fotoğraflar çektik.

Hayvanat bahçesi bölümüne bizim kızlar bayıldı. Akvaryuma da biz ayrıca hayran kaldık. Yılanların olduğu kısımda bi o kadar ilgi çekiciydi. 

İçinde bir de minyatür bulunuyor. Bu bölümlere girmek için hepsi ücretli fakat en ucuz şekilde 5-6TL gibi rakamlara girebiliyorsunuz. İstanbul'da 100TL olunca şaşırdık tabi. 

Birde içinde gezi treni var biz gittiğimizde bakımdaydı, bununla içerisini turlayabiliyorsunuz. 

Balmumu Heykeller Müzesi Sazova parkından çıktıktan sonra hatta Odunpazarı evlerini görmeye gittiğinizde görebileceğiniz, Türk tarihi ve televizyon dünyasından isimlerin balmumu heykeli bulunuyor. 

Devrim Otomobilini'de görmeden gelmek olmaz tabi bunu da Tülomsaş Müzesi'nde görebilirsiniz.

Sevgilerle...
Merve'nin evinden..